Kasım 01, 2011

Alcohol

İçenler bilir
dönüşüm evrenseldir.

Geri dönüşü olmayan yollarda
sapkınlıklardan uzaklaşamadığımda
yazıya tutsağım
beni ben yapan bu
sanatım
erkeklerim
düşmanlaşmaya çalışan arkadaşlıklarım
ilerlemeye çalışan bi yolum var
sevdiklerim ve nefret ettiklerim.

Bildiğim en iyi yol bu oluyor kimi zaman
bi şişe şarap elimde
gezindiğimi hatırlıyorum
şimdi
ise
yine çok yakınım

kalbimde büyüyen bi delik
gözlerimden akmaya yakın yaşlar
içimde kuruyan yaşlar

sevdiğimden uzakta
milyonlarca mil
belki de o kadar değildir
ama uzaktayım
kendimden ayrılıyorum
bi ayrılıyorum bi barışıyorum

savaş.. o da ne demek arkadaş
burda savaş tanımı seks, nefret ve aşktan öte değil
alkol iyi geliyor
acıları dindiyor her zaman
her şeye bir adım daha yaklaşıyorum
bi anda uzaklaşıyorum kendimden
yollarımız ayrılıyor
hissediyorum
insanlarımdan uzaklaştığımı
hissediyorum


yaşam, yaşam, ne var ki alkol yardımcı oluyor..

Ağustos 31, 2011

Cosmos, the parallel

Geçen gün sordum kendime
Neden paralel evrenlerde yaşayan insanlar
aşka dokunur
bi süreliğine dokunur, ürperir, kaçar...
Kovalamak-ansızın kovalanmak
kimine göre bi müddet
ya da daha uzunu.

O büyü,
Kutsanmış topraklar,
Bulutlar,
Mavi gökyüzü,
Çırpınarak kazandığın onca şey
ve aniden
puf.
uçup giden anılara
karanlık, yağmurlu günlere
yürümekten korktuğun o loş sokaklara dönüşüverir.
Ürkütücü.

Ne zamandır anımsaması zor geliyor.
odam düzenli, yeri değişmiş kitapların, kalemlerin
her yanına saçılan viski şişeleri
henüz okunmamış dergiler
pişmanlıkların yazıldığı tahta köşe
rastgele açılan müzik
ve anılarla dolu her bi tarafı
takılıp tökezlerken
her yakaladığım vaftizi yerden kaldırıyorum sanki.

bi zamanlar sevdiğim şarkıları dinleyemez oldum
farkına varıyorum
gelip geçmez
ruhumun sancıları içinde yok oluşumun
aslında kimine göre yeniden var oluşumumun..

inançsızlıktan ölsemde umutsuzluktan ölenlerden olmadım hiç
orası bi gerçek
bi de paralel evrenin gücüne inananlardanım.

Ağustos 25, 2011

Ruins of the silence

Sessizlik de ıslak paçavra gibiymiş be arkadaş..
Ne zaman kalbini konuşturmak istesen
Sözcüklerin hapis oluyor,
Uyku tutmuyor gecelerinde
Hatırlıyorsun tek tek
Çağırıyor hatıralara
Getiriyor ayağına seni
Süründüre süründüre..

Aslında sadece bir tını oluşuyor
Kelimelerden kifayetsiz.
Bitmek bilmeyen.


Bazen sıradan ölümler duymaya,
Yaşamak istediğin ama yaşayamadığın romantizmlere,
İstediğinde oluşan boşluklara,
Yerden bulup cebine attığın o bozuk paraların manasına,
Hayalperestliğine,
Öptüğün adama,
Dostlarına
Aç buluyorsun kendini.

Sessizlik alıyor aniden
bütün hepsini senden..
Herşey bir o kadar uzak duruyor.
Mutluluk iki kelime arasına sıkışıveriyor,
Aşk yok oluyor,
İçkisiz geçmiyor gecelerin..

Düşünüyorsun
Yalnız kalpler sütununa ismini yazıyorsun.
Yürüyorsun caddelerde yalnız başına
Kaçıyorsun büyüdüğün o şehirden
Bırakıyorsun sözcüklerle sevişmeyi
Sabahları uyanmayı
Yağmur altında öpüşmeyi sevdiğinle..


Peki!
Ya sessizliğin harabelerinde saklanmak
Çözüm olmuyorsa..
Ellerin, yüreğin, zihnin
Her daim
Geri dönmeyi isterse

O zaman elvedalar sessizliğe gömülür.
Unutmamak gerek
sessizliği yok etmek
sadece yapmaya değecek o tek yolculuğa;
yüreğimize yapacağımız yolculuğa bağlıdır.





Ağustos 02, 2011

Lies

Ey dünyayı kurtaran adam
Düşüncelerine hakim olmayı öğrenemedin hiçbir zaman
Senin için tek bir kadın vardı
Göremedin gitti
Onun ne halt olduğunu

Ey kendini beğenmiş bar kelebeği
Sana sesleniyorum
İlaçlarını da kadınlarını da al çek git bu mahalleden
İstenmiyorsun
Duvar diplerine işemeyi de kes artık.

AZ mı söylediklerim
Yoksa sana aşkımı emanet ettim diye orospu mu oldu arkadaşlıklarımız

Ego çocukları sürünüyorsunuz
Ağzınız, yüzünüz, vücutlarınız kokuyor
Açlaşan dudaklarınız ve organlarınız var
Öyle ki sizin olmayan şeyleri sömürdüğünüz yetmiyormuş gibi
İsteklerinizle kölesi yapıyorsunuz yalanları
Ama acı çekmeden yok olma şansınız var
Bunu size verenler var, evet.
Yalanlar, yalanlar ve yalanlar.
Ölümcül yaratıkların asıl yaptığı pornografi değil midir zaten..

Temmuz 30, 2011

Speak to world

Masumiyetin yüz ifadesi nasıl merak ediyorum.
Hissiyatsizliğinizi anlayabiliyorum ey duygularını geri tepen, modern çağ yolcuları
ama ben olamıyorum öyle işte.
İtemiyorum, atamıyorum, kopyala-yapıştır duygulara sahip olamıyorum.
Dünyam bu kadar: insanlarımı, yaşadıklarımı ve yaşayacaklarımı seviyorum.
Zaman kaybediyor gibi gözüksem de kimi zaman kimi bilinmeyen yolcuya göre
Tek tek hayatın kırışıklıklarını hissetmek istiyorum vücudumda, kalbimde ve içime çektiğim her kokuda...
Tatminkarlığı hissedemedim şu ana kadar
Kimi zaman doruklardaydım aşka karşı,
kimi zaman istemek-almak duygusuna karşı,
kimi zaman da terkedilme-yok olmaya karşı sanırım.
Terkedildim yok olmaktan yoksunca.
Başıma gelen belalarla öpüştüm, sarıldım onlara, seviştim.
çünkü onlar hayatın kırışıklıklarından sadece birkaçıydı
Gece yürüyüşlerini bu yüzden seviyorum
İnsanlar çevremde, sağımda, solumda
On altı dakkada stres yoksunu, yoksulluk yoksulu olup çıkıyorlar ya!
Dinlemeye değmiyor
Düşünüyorum, kurcalıyorum kafamın arasında parazit itleri.
Dinlemiyorum, dünyayı dinlememekten haz alıyorum.
Var mı!
Üzerime işeyen binlerce fikirden yoksunum ve mutluyum.
Üzerime sıçan kokuşmuşlardan yoksunum ve huzurluyum.
Bu da dönek balığın suya düştüğü ve konuştuğu an.

Speak to world.

The Promise

If you wait for me then I'll come for you
Although I've traveled far
I always hold a place for you in my heart
If you think of me If you miss me once in a while
Then I'll return to you
I'll return and fill that space in your heart
Remembering
Your touch
Your kiss
Your warm embrace
I'll find my way back to you
If you'll be waiting
If you dream of me like I dream of you
In a place that's warm and dark
In a place where I can feel the beating of your heart

Remembering
Your touch
Your kiss
Your warm embrace
I'll find my way back to you
If you'll be waiting
I've longed for you and I have desired
To see your face your smile
To be with you wherever you are

Remembering
Your touch
Your kiss
Your warm embrace
I'll find my way back to you
If you'll be waiting
I've longed for you and I have desired
To see your face, your smile
To be with you wherever you are

Remembering
Your touch
Your kiss
Your warm embrace
I'll find my way back to you
Please say you'll be waiting

Together again
It would feel so good to be
In your arms
Where all my journeys end
If you can make a promise If it's one that you can keep, I vow to come for you
If you wait for me and say you'll hold
A place for me in your heart.

Mayıs 08, 2011

Hey hey, my my

...
Bugün denize baktım uzun uzun
Geçti vapurlar, insanlar geçti
Zamanda öyle bi hızlı akıyor ya...
Yan yana yürüdüğümüzü düşündüm
Geçenlerde, eskilerde, hatta daha da eskisi gibi
Öyle çok bir şey yazamadım
İçimden geçti de yazmadım
Kalabalıktı bugün 
Müzikler yine düşündürdü seni işte,
Sonra hem annemleydim
Aldım gönlünü onun
Lafın geçti, iyi dileklerini de ilettim.
Bazı durumlar oluyor ya
Yok gibi geliyor birçokları yanımda
İyi ki varsın sen.

Uzakları seçicez elbet bir gün
Dediğin gibi.
Hep başka şeyler demek istiyorum
Ama gereksiz geliyor sonrasında
Belki de şu doğru olur
Sakın uzaklaşayım deme benden
Çünkü ben seni kalbimden çıkarmıcam
O koca yüreğinin
Ve kimi zaman yorgunluk kimi zamansa mutlulukla bakan
Gözlerinin bir anlamı var benim için
Fazlasıyla.
En çok onlardan korkardım ya eskiden..
Baktığımda kaybolmaktan,
Aşkı görmekten,
Aşkın ve umudun yan yana bitirim ikili gibi dolaşmasından;
Bitmeyeceğini sanardım..

Haricinde ben hep konuşurum
Şikayetlerim olur.
Durmadan aklımı kurcalayan şeyler
Mantıksız kelimelerim
Ya da seni rahatsız eden durumlarım
Ve dahası..
Mantık aramak yanlış ama çoğu zaman




Ne mi diyorum ben
yazayım dedim işte
neden bakıyorum öyle başıboş
düşünceli düşünceli

düşünüyorum işte
geri istiyorum hayatımı bazen
seni,
yazmayı, çiziktirmeyi
geçmişi temizle tuşunu arıyorum
yoruluyorum sonrasında
uyuyorum uyanıyorum.




çoğu zaman bana tutunmanı istiyorum
yanında olduğumu bilmeni
seni deli gibi sevdiğimi


dünyada kayda değer bir şey varsa
onu da sen anlattın
uzunca ve en anlamlısıyla
boşlukları dolduran koca bi demet sevginle
en iyisi olan, kalbinle
teşekkürler sevgilim.



http://fizy.com/#s/1mpiut (dinlenilesi şarkıdır, öneririm)

Nisan 27, 2011

Tender Napalm



Noise and the bastards are so closed to the earth.
Well, what do y think


New play by Philip Ridley

Nisan 25, 2011

Rüyalardan demeç


Gece güneş açtığı nerede görülmüş?
Alışık olmadığımız durumlar olmaz mı bazen
Oluyor işte
Dün gece rüyamdaydın, güneşi getirdin bana
59 model bir pikap; cıvık portakal rengi.
Elinde elmaşekerim,
Hafifçe bağladığın bandanan
Uçuşan saçlarına dolanmış
Yüzündeki güzel tebessüme hayranım…
Seninle yollara düşmek ne güzel gece güneşinde
Radyoda classicler.
Elini tutmak ne güzel
Sabaha doğru Akdeniz’in yamaçlarından birine çekeriz arabayı
Güneş doğuyor, sahiciliğiyle.
Ne güzel bak.
Başka rüyalardayım seninle
Gün aydınlanıyor karşımda
Yürümek var kıyıya doğru
Soyunup yüzmek
Seninle uçsuz bucaksız denizde
Öpüşüp

Sarsılıyorum ve tereddütle uyanıyorum
Telefonda arama yok
Anlıyorum ki her şey
Su da boğulup giden bir vücut
Denize atılan bir radyo misaliydi..

Nisan 18, 2011

11 dakikada yok-olmak


...

Bir yere gidiyorsun bazen yalnızca sen
Elinden tutanın yok.
Peşine dolanan bir çocuk,
Bir adam,
Bir köpek ya da kimi zaman.
Başıboş bir yerlere gittiğin oluyor
Ruhunun seni kovaladığı
Bedenin ne zaman yalnız kaldı ki zaten…
Çoğu zaman
Sürgünsün
Düşkünsün
Kentsin
Ölümsün.
Varsın yoksun
Bahçelere sığmayan manasız bir özgürlük bu
İçindeki…
Sokağı dönüyorsun
Ve yok oluşuma doğru sürdüğün 11 dakika
Geride
Kalıyor.

Şubat 20, 2011

Lotus Flower


hypnotic.
dreams.

from the last album of Radiohead ' The King of Limbs '

Şubat 13, 2011

Bir başına

...
Yağmur vardı
dünden bugüne.
Oturdum pencerenin yanına
karanlığın kokusu geldi
önce
yağmurun sesi
ardından.

dinledim yağmuru
düşen her bir damlayı
dinledim
ardından

durdu yağmur
geri döndü sesler onun gidişiyle
yeniden
düşündüm yağmur
yalnızdı,
yalnız
ve yalnızlığa alışık.
pencerenin arkasındaydı
perdelerin ve kapıların
sokakta bir başına
yalnız
darmadağın.

13.11

Kızılok'tan düşler..

Düşler vardır satılmaz, derinde anlatılmaz
Yüreklerden silinmez, bazen de vazgeçilmez
Kapat gözlerini ve düşün, ipekten bir deniz
Pamuktan bir gökyüzü, iki tomurcuk yüreğimizde
Belki de sen ve ben ikimiz, birbirinin farkında gözlerimiz
Düşüncelerimiz, olmayacak hayallerimiz
ne alınır, ne satılır, para yerlerde sürünür
Geçtikçe şu günler, anladıkça hayatı
Birçok şeyin değeri küçüldükçe küçülür.
 
  
http://fizy.com/#s/1lsgw9