Kasım 05, 2009

Usumuza Dokunan Taze Bir Düşünce Oku


Kıyıya inelim...

Salalım ağzımızı suya

Avlayalım tazeliği suda


Yerden bir çakıl alalım
Varoluşun ağırlığını duyalım.

Sohrab Sepehri

Kasım 04, 2009

havada yakalamış

şarkıcı 50 dolarlık purolar içer
ve sahneye çıkıp şarkı söylemeye başladığında
kadınlar ona külotlarını fırlatırlar.
bazı külotlar çantalarından çıkar
bazıları ise üstlerinden.
aşk şarkıları söyler,
istedikleri de budur zaten,şarkı
söylerken sallanıp terler
biraz.
Sinatra'yla kıyaslanmaz tabii ki
ama iyi birine benziyor-
bir enerji dalgası yayıyor,bahçıvanım
ya da tamircim olsaydı
severdim onu muhtemelen.

tanıdığım bir hostes bana bir keresinde
şöyle dedi:''domuzun tekidir.uçuş sırasında hosteslerden birini
tuvalete sokup düzdü ve
kız bel soğukluğu kaptı.adını duymaya bile
tahammülüm yok artık.''

alın işte:aşk bir kez daha çuvalladı.
böyle bir yerde yaşıyoruz ve sürekli başımıza geliyor.

ben hiç bel soğukluğu kapmadım ama ben de
külot bombardımanına maruz kalsam
birkaç kez kapmış olurdum
muhtemelen.

ve şarkı söyleme tarzına zararı dokunduğunu da
sanmıyorum.parayı onun için
ödüyorlar.

Charles Bukowski

Amerikan Edebiyatı II

kişisel olmak en iyisidir.tanıdığım bir profesör var,
bir keresinde birlikte bira içiyorduk,bana,''yazılarında
nasıl bu kadar kişisel olabiliyorsun anlamıyorum,
utanç verici değil mi?''diye sordu.

yanılıyor,her şey kişiseldir.
tarih kişiseldir.sabahları perdeyi
çekmek kişiseldir.bira içmek de öyle.soyut olan da.
nesne de.tahta kuruları ve nevronlar da.

ve hiçbir şey,
hiçbir şey düşünmeden bir merdiveni
çıkmak kadar kişisel değildir.ben sık sık
saatlerce hiçbir şey düşünmemeye bayılırım.

bu profesör,ben gece bekçisi ve sirk hamalı
olarak çalışırken çok fazla ders vermiş
anlaşılan.ona söyleyebileceğim bir şey yoktu
ama elimden geleni yaptım:''biranı iç,''
dedim,''ve karından söz et bana.''

birasını içmekle yetinince
ben de ona kendi karımdan söz ettim.

Charles Bukowski

Kasım 02, 2009


However far away..
However long I stay..
Whatever words I say..

I will always love you.

I whispered

Zordurak

Kar,tepelere yağıyordu
Beyaz büyü
Şimdi korku koleksiyonlarını hazırlamış
Yola çıkmış
Uzaktan...
Sislerin arasından...
Çirkin yüzler,yaşlı yüzler görülüyordu
Gürültülü ve bozuk ağızlar...
Küfürler duyuluyordu...
Asla bilinmeyeceklerdi
Günün birinde
Sonsuz yolculuklara doğru uzanacaktı
Hepsinin bitkin bedenleri...
Uzaklara,çok uzaklara doğru...
Ölümü bekleyecekti günün birinde her biri
Ve her biri bir gün göğe yükselecekti herkes gibi
Rahipler,imamlar onlar bunlar dualarını esirgeyecekti onlardan
Esir kentlerden değildi bu yer
Öksüz şehirlerden ya da onun gibi işlemeli köylerden...
'Zordurak'
Zordurak yolcuları hep ağlamaklı hep üzgün.
Şimdi karlar biter
Ve biz yolumuza devam ederiz
Bir durak ileri ve bir durak
Ve bir durak daha...

-01 Kasım-

Ekim 25, 2009

Lazy Butterfly

Lazy butterfly napping on me
Dreaming of the sky and roly polys
Wake up, wake up, clouds are coming, clouds are coming
Wake up, wake up, rains are falling, rains are falling
Colors in my eye are staring at me
Anchor at my side as sweet as silver
Pleasure, pleasure, don't forget her, don't forget her
Love her, love her, I won't forget her, I won't forget her
Seashell fingernail scratching at me
Brown eyed lullaby singing at me
Come on, come on, try and catch me, try and catch me
Come on, come on, try and catch m, try and catch me
Cotton old cloud smoke I know he feels it
Rising from an oak because I feel it
He burn, he burn, mesmerizing, mesmerizing
He burn, he burn, hypnotizing, hypnotizing
Hopeful wise old worm in his temple
Digging in the dirt staying simple
Married, married, to the desert to the desert
Climbing, climbing, up a ladder up a ladder
Purple hummingbird in the meadow
Suckling at the flow of its shadow
See the day fit your fist in, fit your fist in
It's never too late, I'd like to think so, I'd like to think so
Knife stuck in her paw someone help her
Gather sticks and straw and build it shelter
Don't you, don't you, let her die yeah, let her die yeah