Eylül 29, 2009

Dropping Butterfly
















Düşler güzeldi suya düşmeden
Oyuncak hamurundan kurduğumuz bir dünyamız vardı
Geri getiremediğimiz inançlarımızla şekil vermiştik bir zamanlar
Şimdilerde hepsi biçimsiz ve çirkin
Bazen çağırıyorum yanıma seni ve anlatamadığım şeyleri yine ve yine dile getiriyorum
Dönmek istesemde dönemiyorum geri
Biliyorsun bundan çok daha karışık bazı şeyler
Ve yine baştan başlıyor çözümü olmayınca
Bir zamanlar kırılgan dediğin kanatlarımı kırıyorlar şimdi
Teker teker...
Düşmeye mecbur kalıyorum
Çabaladığım zamanlar var
Bunu biliyorsun çoğu zaman
Beni yalnız bırakmıyorsun ama yoruluyorsun
Umrunda değil
Sen beni dinleme
Geri dönüşümler kaderlerimizi silmiş
Geri getiremediğimiz anılarımız ve boş umutlar var
Onlar silinmiş evet ve gittikçe yoruyor bu yalnızlık beni
Aşk hiç gelmedi nasılsa sorun olmuyor
Ama seni özlemek nasıl bir şey
Delicesine aşık olmaya çok yakın belki de bunu biliyorum
Evet belki en hassas noktamız bu
Ağlıyor bütün değirmenler
Ama öyle bir şey ki istiyor bütün hayatlarım seni
İstiyor istiyor ve yeniden istiyor onlar seni



hep bi seçenek var zannetmiştim ama seçenekler çözümleri olmayan birer kafatasıymış..
hayatımı verdiğinde ellerime
gerileyen dünyamın altında ezildiğimi hissettim
tekrar sarsıldığımda yok olmuşluğun verdiği ızdıraplardan birini çekiyordum
ne kış kadar sıcağı hissettim ne yazın olduğu kadar soğuk duvarları
kelebeklerin sesleri daha bir uzaktaydı
bu ne bir şiddetti ne bir hüzün perdesi
sadece...
kayıp
sen de olduğun gibi ayaklarımın altında silinmiştin
her şey daha bir saydam sarı saydam rüya

Eylemsiz Etiketler


Uzaklarda horozlar ötüyor
Uzaklarda başları kesiliyor
Paketleniyor
Yolculanıyor
El sallıyoruz şarkılar türküler
Tekrar uzaklarda ve tekrar
Beni anlamak zorunda değilsin diyor bir horoz
Başı kesiliyor
Beni kınamaya hakkın yok diyor bir horoz
Başı kesiliyor
Gidiyoruz horoz çöplüğüne bırakıyoruz leşi
Leşlerin lanet hayaletleriyle uğraşıyoruz
Damgalıyoruz kıçlarından
Dillerinden konuşuyor gibi yapıyoruz rolün rolü
Gülüyoruz eğleniyoruz
Baş kesiyoruz
Ressamlar tavuğun değil horozun resmini yapmayı yeğlemiş
Biz de kellesiz horozları ödüllendiriyoruz
Kısaca Kızıl Çengelleri evcilleştiriyoruz

Temmuz 29, 2009

Külkedisi


Reflekslerin sessiz rüzgarları
Süpürür tozu dumanı
Yutturur saf kıza
Aşkın çürük peynirlerini...

Tahtaların oyulmuş kısımlarından
Tahtakuruları sızar dışarı yavaşça
Amaçsız insanlar mevkiinde
Hizmetli tabiki bizim külkedisi

Birtakım mağara adamları
Üşüşür başına durmadan
Hırpalanır,tökezler ayağı
Yolunu kaybeder
Dolanır ayakları sarhoş bedenine

Kalabalığı yarar geçer bir aşık
Gözleri derin gözleri yaralı
Sessizliğin buğulu müziği işkence
Yavaş yavaş yaklaşır adımları
Eğilir tutamaz sevdiğinin ellerini
Sonra yavaşça uzatır ellerini aşığına
Amaçsız külkedisi...
Yorgun ve bitkin
Dünyanın alaca renklerini göremez olmuş o güzel gözleri
Tek bir kelime var:
'Bir öpücük dindirecek acıları'
Süründürecek kötü bir ruyayı
Kabuslar bir büyü gibi sarmışken
Etrafta yeşille karışık bulutlar olacak
Kaçışır bütün insanlar dünyanın çirkinleri
Saçları dalgalanır kırmızı pelerininin altından
Islak ayaklarından çekilir gölgeler
Soğuk ateşle yıkanır elleri

Sevgiyle karışık yakarışlar
Aşk geri gelir ve yere eğilir
İnsanların kaçışan bakışları şimdi donuklaşır
Güzelliğin şiddetli parfümü yayılır etrafa
Bulanık düşünceler kaybolur
Sonsuzluğa mutluluk külkedisi rüyalarında...

Temmuz 22, 2009

Benim Hüzünlü Perdemin Kırılan Okları

Baş rolleri belli olmayan birkaç insan topluluğu var şimdilerde karşımda.Büyük bir kitle...Oturduğu yerden doğurgan eleştirileriyle her gün çoğalıyorlar.
Sıradan göçebe konular açıyoruz.Benimle not alıyorlar,kaydediyoruz.Öyle pek sıradan bir iş değil koyuldukları şey karşımda.Konuya hemen girmek gerekirse pek bir naziğimdir normalde eleştirilere karşı değer veririm ama konuşulan mesele kaçamak yazılar diye nitelendirilmesinden hoşlanmadığım şiirlerim...Ama karşılarında oturup bana sordukları soruları pek bir can kulağıyla dinleyesim gelmedi ve tam olarak bir savunma hazırlamış değilim bu yeni yetme olmayan (köklü) çocuklar adına...
Neden şiir yazdığım hakkında bazı yorumlar var ve konuşmada soruların arkası kesilmedi...Ciddi bir konu tabi ki edebiyata girmek isteme ve adım atma meselesi ama sorular bayat ve sıradan olunca...
'neden şiire bir meyil var?'
'hikayelerin ucu ne oldu kaçtı mı tekrardan yakalayamamak kötü olsa gerek?'
'roman yazan adamdır demiyorum ama şiir ucuza kaçmak gibi;bir kaçamak gibi ya da bazen kısa kestirip atmak gibi.'
evet biraz sinir bozucu tekerleme tarzı yadırganması gereken sorular...
Hatta yazdırıp,giydirip,süsleyip sahibine teslim ediyor olmam bile enteresan gerçeği bunun adına bir şiir yollayabilirim lafın geldiği yöne paket servis :D

Yeni yeni kendimi bulduğum şu yolda -şiir yazası gelmek- bence pek bir olumlu gelişme.Bazı insanlara fikir akımlarının en sıcak dalgasını yarattığı hatta bazı insanlara göre ise halka açık plaj,mini etekli bay-bayanlar gibi sert tabirleri de var.Bende ki kavramı ise özgürlük,kıymetli ve dokundurucu hatta bazen 'düşünce fişekleme makinası'tabirini bile kullanıyorum.Eğer sevgili eleştirmenlerim için konuşmam gerekirse eskim ile yenim arasında köprüler bayağı bir kopuk...
Hikayelerin her ne kadar çarpık gerçekliği olsa bile sonu geliyor diye düşünüyorum ama şiirlerde bu durum pek aynı değil.Şu bazı insanların kaçamak tabirlerini içermiyor.Çünkü o kadar (içtenlikle söylüyorum) saf ve bir o kadar da kaba bir açıklıkları var onların ve normalde eleştiri yapanların yüzlerini bu şiirlerde gizledikleri büyük bir gerçek :) örtbas etmek gerekiyor bazen...
Şiirlerin bu dürüstlüğünü seviyorum;hayatın dobralığı onlar ve insanların kendi denizlerinde boğulmalarına izin veriyorlar.Pek fazla bir şiir geçmişim olduğu söylenemez ama bir kitap yapmaya bir tanesi bile yetebilir kimi zaman.Benim 18 kere göz kırpmışlığımı anlatıyor özetle bir kelimede...Tüyler ürpertici şimdi bile yazmak geliyor içimden ve ulaştırıyorum insanlığa bir faydam olacaksa bunu geliştirmeyi de düşünüyorum çünkü çoğu zaman hüzünlü perdelerimizi aralayamıyoruz.Çarpık gerçeklere asılı kalıyoruz ve okuyanların yazdıklarımda bunu bulmasını istemek isteyebileceğim güzel şeylerden biri...

Bir tünelde bir yüzük atılıyor
Bir yerlerde uzak olmayan
Rüzgarı değiyor fısıltıların
Saçlarımıza ağır ağır
Hatta bir kapı kapanıyor
Aynı anda yavaş yavaş bir erkeğin suratına
İstemeyerek bir 'of' çekiyor
Ayakları çıplak adam
Gözleri çölün karanlığı
Tırnakları yosun tutmuş
İçindeki saklı krallığa yolculuk yapıyor
Binbir çeşit insan
Aynı anda
Farklı gözlerle...

Temmuz 19, 2009

Kum Denizi


KUM DENİZİ

Saatler dükkânında çalınan bir saat
Tik taklarıyla gün ortasında herkesin kalbini durdurmuş
Kolunda bileklikler
Gözleri kapkara ateş tanrısı
Sırtında sallanan çocuğunun ayakları…
Gelen bir çingene
Gelen bir zaman hergelesi

Gün ortasında güneşe sırtımızı dönen biz
Ne o eğlence vakti Rüyalar parkında
Sözlerin karmaşası
Aş, iş, aşk kavgası…

Sevginin sözcükleriyle oynaşırken
Zamanın cüzdanından soygun yürütürken biz
Kelimeler içimizde orada bir yerde sıkışırken
Büyürken bir yerlerde gözü kapalı
Kum deniz yapar yığınlarıyla
Kum deniz kusar içinden

Hergele çingene neler getirdin aklıma
Şimdi isteklerim daha büyük daha kara senin gözlerinden
Sinsi duvarlarından atlarken numarasını çeviririm beni arayan erkeklerin
Al senin olsun her şeyim
Yaşamak istemediğim gerçeklerim
Denizlerim kum denizlerim

Ben yok olurken silinirken bu rüyadan da
Sadece bir istek
Adımı kuma kazıman
Kum denizlerime…