Onları severim
Yalnız doğup yalnız ölmenin güzel örnekleridir kelebekler.
Zamanın mırıltısıyla değişen,
Milyonlarca duygu sığdırırlar ömürlerine.
Yalnızlık, kanatlarını boyayan binbir çeşit renk
Rüyamdaki küçük adam onları kana boyuyor.
'Onlara inanamam.
Seni benden çalıyorlar.'
'Ben buradayım küçük adam, hep burada.'
Gözlerimi açıyorum.
Çerçeveler içindeler
Her biri için
Yaşayacakları zamanı daha da daraltmış tanrıları
Ölümün gözyaşları kelebekleri yok eder.
Anlamak zor değil aslında küçük adam
Ellerindeki kelebeklerle hiçbir zaman masum değilsin.
Temmuz 05, 2010
Runaway Train
...Gecenin bir yarısı ağlamaklı sesle konuşuyorum
Kaçış noktası olmaz ya bazen
Gideceğin herhangi bir güvenli yer
Tutunabileceğin bir el olmaz ya bazen
Ya da onca gözün arasından onu bulamazsın
Arkandan öylesine bir aşkla..
Belki de o gece en kötüsüydü olanların
Konuşamadım
Konuşmalarım içimde tıkandı, kaldı.
Neler hissedeceğimi bilemediğim
Her şey bir anda bitmişti
Oysaki ne çabuk
Kimse görmedi olanları
Her şey bir anda başlamak için bekliyordu
Aynı zamanda,bir başka vagonda
Kaçış trenlerine binmek için
Dibi gözükmeyen düşüncelere dalıyordum
O dedi, o neyi dedi?
Bugüne kadar ne kadar tanıştık ki
Gerçek olan hiç birşeyle
Bir sürü kelime..
Tekrar yalnızlık,
Duvarlara yazılı olan bir şeydi.
Ama sensiz kalamazdım
Dünya belki harabe
Belli belirsiz gelecekler
İstenmeyen geçmişlerle dolu
Ama seninle yürüdüğüm yolu biliyorum
Yüzünü ellerimin arasına almayı seviyorum
Tek bir aşk mektubu olmadan,
Sahte sevişmeler olmadan,
Kimliksiz vücutlar olmadan..
Her şey senin kadar gerçek
Buralardan çok uzaklarda
Dün gibi değil
Hiçbir şey dün gibi olmamalı.
Artık yaşadığımı hissediyorum
Dokunduğun her yer yanıyor
Haftalarca aylarca göremedim, farkedemedim
Şimdi
Senin ellerini tutuyorum.
Onları bırakmak istemeyeceğim kadar sıkı tutuyorum.
Bilmek istemiyorum geleceğimiz hakkındaki soruları
Düşünmek istemiyorum yaşadıklarımızı
Tek bir şey
Sana inanıyorum
Bir aşk yarat benim olan, uzaklarda tutkuları olsun
Kaçışları, yok oluşları asla.
Bir aşk yarat dünyasız bir çeperden
Silinmesi gereken yüzlerden arınsın
Düşlerimizden bir çeper yarat benim olan
Senin ve benim olanla büyüyen
Var olan
Oldukça uzaklara götürebilen ikimizi
Kaçış trenimize binelim
Onlarsız
Onlarsız
Onlarsız
Onlarsız.
Seni seviyorum
Haziran 30, 2010
30luk o..
O ne hissetti de bana öyle uzak, görünmez dağların arkasından bağırdı?
O ne gördüğünü bilmez vücudu şiddetsiz, kalpleri taş kesmiş insanları birdenbire eritti..
O ne dedi?
Yok, seni istemelerim artık bitti.
O ne dedi?
Yok, seninle uyumalarım artık gitti.
O neler dedi?
Yok, aşk taş kesildi.
O ne dedi o?
Aşk mı nefret mi bilemedim.
Bu da ne biçim biçimini kaybetmiş suratsız bir ifade yahu, bu ne böyle? dedi.
O
Sayfayı kapatıp gitti...
O ne gördüğünü bilmez vücudu şiddetsiz, kalpleri taş kesmiş insanları birdenbire eritti..
O ne dedi?
Yok, seni istemelerim artık bitti.
O ne dedi?
Yok, seninle uyumalarım artık gitti.
O neler dedi?
Yok, aşk taş kesildi.
O ne dedi o?
Aşk mı nefret mi bilemedim.
Bu da ne biçim biçimini kaybetmiş suratsız bir ifade yahu, bu ne böyle? dedi.
O
Sayfayı kapatıp gitti...
Haziran 07, 2010
Far away
Şimdi sözcükler çok uzaklarda
Dilimizin ucundaki iki kelime
Onlar uzaklarda
Dün nerde,belki de bugünlerde..
Oysaki ellerinden kayıp giden
Onca yağmur tanesini birlikte sayarken
Elinden tutan ufak kız
Şimdi çok uzaklarda
Hisli gemilerde
Hissiz düşlerde
Belli belirsiz gülüşlerde
Zor uçurumlarda ölmekte
Çuvallamakta
Kaybolmakta
Şimdi sözcükler uçar
Onlar havalarda
Hangi denizlerde
Bilinmez kilometrelerce ötelerde
Şimdilerde
Onlardan gittikçe uzaklaştığında
Onlarda senden uzaklaşmakta
Dönüşü olmayan binlerce uydurmaca da
Sana bahsedemem
Sana söyleyemem
Şiddetinden haberdar olmaman gereken
Bir sürü bilmece
Adaletsizlik,kaybedilen güz
Bilmek istemeyeceğin kadar uzaklarda
Belki var belki de yok gibi binbir çeşit ülkede..
Sevgi yokuşlarında
Kendi içinde nefret yokuşlarında..
Dilimizin ucundaki iki kelime
Onlar uzaklarda
Dün nerde,belki de bugünlerde..
Oysaki ellerinden kayıp giden
Onca yağmur tanesini birlikte sayarken
Elinden tutan ufak kız
Şimdi çok uzaklarda
Hisli gemilerde
Hissiz düşlerde
Belli belirsiz gülüşlerde
Zor uçurumlarda ölmekte
Çuvallamakta
Kaybolmakta
Şimdi sözcükler uçar
Onlar havalarda
Hangi denizlerde
Bilinmez kilometrelerce ötelerde
Şimdilerde
Onlardan gittikçe uzaklaştığında
Onlarda senden uzaklaşmakta
Dönüşü olmayan binlerce uydurmaca da
Sana bahsedemem
Sana söyleyemem
Şiddetinden haberdar olmaman gereken
Bir sürü bilmece
Adaletsizlik,kaybedilen güz
Bilmek istemeyeceğin kadar uzaklarda
Belki var belki de yok gibi binbir çeşit ülkede..
Sevgi yokuşlarında
Kendi içinde nefret yokuşlarında..
Open my heart
..so far away
Mart 29, 2010
The End
Üzgün birkaç kelimem var burdan sana iletmek istediğim:
Piçler açtır.Piçler kirli.Ter,toz ve çamur kokarlar.
Orospular dahi değildir.Ama psişik kokuşmuş erkek kokusunu iyi bilirler.Doğa harikası birçok kadından daha iyi tanırlar onların kişiliklerini.
Müzisyenler sonlarını görürler,okurlar,çalarlar.Evrenin buğulu penceresini üstlerini kaparlar.
Soyguncular çorapların en kalitelisini seçerler.Kayık yüzlerine geçirdikleri kadın çoraplarının kimyasını bilirler.
Romantikler yazarlardan çok daha iyi bilirler şiirleri, aldatmak için müdavimdirler.Ezberleri kuvvetli gözüken hainler...
Dünyanın birkaç harika karakterinden bahsettim sana
Şimdi oturduğun kanepeden götünü kaldırıp pencereye uzanabilirsin.
Anneni becerdiğin,babana küfrettiğin,dünyaya isyan ettiğin şarkını açabilirsin.
Ben bir zamanlar vardım.Hala varım.İçtiğimiz şarap şişelerin kapaklarında da, kendinden geçtiğinde çaldığın bütün şarkılarda da ve şimdiki umursamazlığında da hep varım...Ben boş sokakta yürüdüğünde aklından kayıp milyonlarca dans hareketi yapan abuk subuk biriyim.Senin bende olduğun kadar ben de sende varım.
(The End)
Gözlerim,onlar yüksek
Başımızı döndüren zaman...
Bizi bizden alıp götüren o zaman...
Zaman zaman üzerinde düşünmemeye çalıştığımız ama bir türlü yapamadığımız...
Aynalara bakıp gülümsemeyi ne kadar özlediğimi soruyorum kendime
Gözlerimi kapadığımda her şeyin bittiğini,
Açtığımda her şeyin yeniden başladığını görüyorum
Bu nasıl lanet bir şey?
Kaybettiklerimin aslında bu kadar zamandır boşa olduklarını,
Bağışlanamaz duyguların aslında ne kadar derin ve kederli olduklarını anlıyorum.
Aslında hayat derin
Basit ve sıradan hiç mi hiç olmadı senin düşündüğün gibi...
Hissetmek lazımdı, hissettikve bitti.
Yaşadıklarımızdan neden kaçalım ki?
Gözlerimi kapayamadım
Evet, çünkü daha fazla düşünmekten korkuyordum.
Kaybettim zannettim gözlerimi kapadığımda
Kaybettim zannettim ama elimden tutan vardı.
Aslında onun elleri daha bir ulaşılabilir
Aslında onlar daha bir anlamlı hayat adına
Gözlerim bütünüyle onu yaşıyor
Şimdi her şey daha bir yüksek
Bulanık nefeslerden sıyrılmış.
Yaşamayan bulanık nefeslerden.
Yaşamayan bulanık nefeslerden.
Vision & Prayer
....
that he who learns now the sun and moon
of his mother's milk may return
before the lips blaze and bloom
to the birth bloody room
behind the wall's wren
bone and be dumb
and the womb
that bore
for
all men
the adored
infant light or
the dazzling prison
yawn to his upcoming.
in the name of the wanton
lost on the unchristened mountain
in the centre of dark i pray him
....
Dylan Thomas
that he who learns now the sun and moon
of his mother's milk may return
before the lips blaze and bloom
to the birth bloody room
behind the wall's wren
bone and be dumb
and the womb
that bore
for
all men
the adored
infant light or
the dazzling prison
yawn to his upcoming.
in the name of the wanton
lost on the unchristened mountain
in the centre of dark i pray him
....
Dylan Thomas
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)